AİLE DESTEKLERİ SİGORTASI
Dr. Erkan Karaarslan
İnsanların bedenleri, tutukluluk adı altında yıllara yayılan zaman dilimlerini kapsar şekilde, usul hukukunun tüm müesseselerini ayaklar altına alarak esir alınabilirse de fikirleri esir alınamıyor, fikirlerinin iktidara yürümesinin önüne geçilemiyormuş.
Tarih bunun örnekleri ile dolu ancak bu yazıyı şimdi kaleme almama sebep neredeyse tüm gazete manşetlerini süsleyen Millet İttifakı ile Cumhur İttifakı'nın seçim vaatlerinde Aile Gelir Desteği, Vatandaşlık Maaşı, Aile Destekleri Sigortası ve benzeri adlarla ifade ettikleri Aile Sigortası Projesi oldu.
Projenin ortaya konulmasından bu yana 15 yılı aşan bir zaman geçti. Bir insan ömrü için uzun bir zaman olsa da toplumların ve devletlerin ömrü için uzun sayılmaz.
Proje SGK’da Kurumsal Gelişim Daire Başkanı olduğum dönemde, dönemin Primsiz Ödemeler Genel Müdürü Sayın Yadigar GÖKALP’in destekleri ile Sosyal Yardım Kanunu Taslağı içinde hazırlanmış, dönemin Bakanı Faruk ÇELİK’e tarafımdan sunulmuş ancak popülist sosyal yardım müesseselerinin cazibesinden vazgeçemeyen politik tercihler nedeniyle yasalaşamamıştı.
Daha sonra Sayın KILIÇDAROĞLU’na Genel Başkan olmadan Grup Başkanvekili iken bahse konu projeyi sunmuş ve kendisinin bu konularda ki bazı düşüncelerini de projeye dercederek, kendisinin Genel Başkanlığının ilk günlerinde Projeyi son haline getirmiştim.
Sonrasında Sayın Sencer AYATA’nın Bilim Kültür Platformu Başkanlığı döneminde Sayın Hakkı Hakan YILMAZ-Sayın Oğuz KARADENİZ ile birlikte Türkiye’de yoksulluk sınırının altında bir tek yoksul kişi kalmayacak şekilde projenin teorik temellerini oluşturduk.
Evet, bu mümkündü. Bir tek yoksul hane kalmayacak ve bir tek çocuk yatağa aç gitmeyecekti. Aile Sigortası Projesi; çocukluğu, genelde yatağa aç giden bir çocuk olarak geçen bir insanın, hiçbir çocuğun yatağa aç gitmediği bir ülke idealinin formüle edilmiş halidir. Bu proje, 2011 seçimlerinde ortaya konulmuş, gerçekçi, doğru ve halen ne yerel ne de genelde hiç kimse tarafından tam olarak hayata geçirilememiş bir projedir.
Bugün, iktidar olma ihtimali olan her ittifakın da temel seçim vaadini oluşturduğunu, cezaevinin dört duvarı arasında, gururla izliyorum.
Peki nasıl hiçbir çocuk yatağa aç gitmeyecek?
Biz toplum olarak bir şeyi yapacağız demeyi seviyoruz ama nasıl yapılacağıyla, nasıl yapılması gerektiğiyle pek ilgilenmiyoruz. Hoş, çoğunlukla bir projeyi yapacağını iddia edenler de nasıl yapacaklarını bilmiyorlar.
Ülkede Bir Tek Hane Dahi Yoksulluk Sınırının Altında Nasıl Kalmayacak?
Aile sigortası projesi, dünyadaki en insancıl ve adil projelerden biridir. Evladıma yegâne mirasımdır.
Projeye Getirilen Eleştiriler ve Eleştirilere Cevaplar
Proje ortaya konulduğunda teorik temeli olabilecek birkaç temel eleştiri getirildi. Bunlardan ilki çalışmamayı teşvik etme ihtimali, ikincisi çalışan ile çalışmayan arasındaki dengeyi korumadığı ve bu yönüyle adil olmadığı, üçüncüsü, finansmanının sağlanmasının olanak dışı olduğu ve dördüncü olarak kadınları eve hapsetme ihtimali.
Bu eleştirilerin hepsine detaylı cevaplar içeren ve endişeleri gideren detaylı açıklamalar proje metninde mevcuttur. Tüm bu eleştirilere ilişkin ayrıntılı çalışmalar yapıldı. Bir gazete yazısına sığacak şekilde bu eleştirilere kısa cevaplar vermek gerekirse;
Aile sigortasından yararlanacaklar istihdamda önceliklendirilecek ve işe yerleştirme projelerine dahil olacaklar. Devletin iş bulduğu ancak bu işlerde çalışmama konusunda ısrarlı olanlar, çalışmış olsalardı almış olacakları maaşları aile gelirinin hesabında, alınan bir gelir olarak dikkate alınacaktır. Yani devletin bulduğu işlerde çalışmama ihtimaliyle çalışmadan sonsuza kadar gelir elde edilmesi mümkün değildir.
Finansman meselesini Kamu Harcama Hukuku kitabımda uzun uzun anlatmıştım. Bir kamusal harcamanın finansmanı temelde bir siyasi önceliklendirme aracı olan, yani kıt kamusal kaynakların sınırsız kamusal ihtiyaçlara dağıtımını sağlayacak bütçe yönetimi, finansman sorununa/sorusuna temel cevaptır. Bu cevaba ilave olarak mevcut Sosyal Yardım Sistemine ayrılan kaynakların tek elde toplanacak olması, bunların etkinsizliği ve dağınıklığı gibi mevcut sistemin rehabilitesiyle ihtiyaç olan kaynağın kimi hesaplamalara göre % 80’inin elde edilebileceği gerçeğini/verisini de söylemeyi unutmayalım.
Hanede gelirin doğrudan kadının hesabına yapılacak olması teorik gerçekliğine de bilhassa kadın derneklerinden 2011 yılından bu yana, kadını çalışma yaşamından koparacak, kadını eve hapsedecek bir yaklaşım eleştirisi gelmektedir.
Bu eleştirinin kısmi olarak haklı yönleri olmakla birlikte bu projenin; çalışmak isteyen herkese iş bulan, proje yönetimi ile finansal olarak güçlendirilmiş kadın modeline sahip, kadını özgürleştiren bir proje olduğu da unutulmamalıdır.
Sonuç olarak üzerinden 15 yıl geçmeden ülkedeki tüm siyasal aktörlerin benimsediği ve önceliklendirdiği projemin genel kabul gördüğünü, esir tutulduğum Bandırma Kapalı Cezaevinde görmek varmış… Tarih tekerrür eder. İnsanların sadece bedenleri esir alınabilir, fikirleri asla.